12 Eylül 1980 darbesinden önce Türkiye’nin İslamcı ve milliyetçi basınında Ruslara karşı savaşan Afgan mücahitlerinin boy boy resimleri yer alırdı. Her grup kendi perspektifinden Afganistan Cihadını değerlendirirdi. Örneğin Ülkücü camiaya hitap eden haftalık ‘Nizamulalem’ gazetesi, Afganistan Türklerinin Rus işgal ordusuna direnişinden söz ederken, İslamcı -Akıncılar- camiaya yönelik yayın yapan Tevhid, Şura, Seriyye, İslami Hareket gibi mevkuteler, Cemaleddin Rabbani, Gülbeddin Hikmetyar gibi liderlerin başında oldukları Cemiyeti İslami ve Hizbi İslami gibi grupların haftalık operasyon haberlerine yer verirdi. Tabiki o yıllarda Türkiyede kimsenin Afganistan’ın kuzeyinde etkili olan Özbek asıllı General Raşid Dostum’un ‘Cümbüş-ü Milli İslami’ partisinden haberi yoktu! İşin garibi Türkiye müslümanları Afganistandaki kadim Peştun ve Tacik milliyetçileri arasındaki rekabeti bilmiyordu. Daha bilmedikleri neler vardı?

1980 darbesinden sonra yasadışı faaliyetlere karışan bazı isimlerin yurt dışına çıkarak İran ve Pakistan üzerinden Afganistan Cihadına (!) dahil olmasıyla Türkiyede Afgancılık prim yapmaya başladı. Onların bağlantılarıyla genç jenerasyon reislerinin yanına cihada koşturdu, tabiki boş gitmediler, halktan topladıkları yardım paralarını sözde Allah’ın dinini yüceltmek için cihad eden CIA destekli Peştun ve Tacik milliyetçilerine elden ulaştırdılar.

Bir serap uğruna yüzlerce Türk genci Afganistan dağlarında can verdi. Halen bu lobinin Afganistan romantizmi devam ediyor. Kimse kalkıp ta biz yanlış yapmış olabiliriz itirafında bulunma erdemini göstermiyor.

Evet yazdıklarım yenilir yutulur cinsten değil ama birilerinin çıkıp bunu söylemesi gerekiyor. Suriye ve Irak’ta aynı oyuna düşülmedi mi? Halen ABD emperyalizmine gönüllü askerlik yapan yüzlerce Türk vatandaşı sözde fitne yeryüzünden kalksın Allahın dini yeryüzüne hakim olsun diye savaşıyor mu?

15 Temmuz darbesinden 15 gün önce yazmıştım; “Türkiye CIA patentli selefi terörün ve küresel emperyalizmin kıskacında. ABDnin radikal İslamcıların teröründen rahatsız olduğu söylenemez. Hatta işine geldiği düşünülebilir. Enver Altaylı’nın yazdığı CIA’nın Türk casusu Ruzitavan Nazar’ın hayat hikâyeilisinin projesi olduğunu anlatır. Türkistan havzasının İslam anlayışı ile taban tabana zıtlığını vurgular. Haksızda sayılmaz. İşte bu CIA genetiğini taşıyan sözde radikal dinci İslamcı terör, Türkiye’de iş başında. Bu söylediklerimi lütfen kaydedin ve aklınızdan çıkarmayın.” Yine aynı görüşteyim.

Neden mi? Çünkü Suriye cihadı nasıl CIA prodüksiyonu ise maalesef Afgan cihadı da aynı yapım şirketine aittir. Korkut Boratav’ın ilerihaber.org ta yayınlanan “BREZİNSKİ’NİN SİCİLİNDEN” başlıklı çeviri makalesi çok önemli bilgiler içeriyor.

Soğuk savaşın son yıllarında Amerikan dış siyasetinin önde gelen şahsiyetlerinden Zbigniew Brzezinski, 26 Mayıs’ta 89 yaşında öldü. Hayatı, marifetleri hatırlandı. Bu arada Le Nouvel Observateur’e 1998’de verdiği bir mülakatın aynı basımı da yayımlandı.  

Jimmy Carter’ın başkanlığı sırasında dört yıl Millî Güvenlik Danışmanı olarak görev yapmış olan Brzezinski’nin bu mülakatı önem taşıyor. İslamcı cihadın sonraki oluşumuna Amerikan emperyalizminin katkısını açıklıyor.

Le  Nouvel Observateur’ün ilk sorusu şudur: “Amerikan istihbaratçılarının, Afganistan’a  Sovyet askerlerinden önce girdiği iddiası doğru mudur?”  CIA’nın eski başkanı Robert Gates’in anılarında bu doğrultuda bir bilgi yer alıyordu. Fransız gazeteci, herhalde Amerikalı muhatabının yalanlamasını beklemektedir. 

Brzezinski ise yalanlamak bir yana, açık sözlülükle itiraf ediyor: “Resmî tarih görüşüne göre Afgan mücahitlere CİA yardımı, Sovyet ordusunun Afganistan’a 24 Aralık 1979’da girmesinden sonra ve  1980’de başlamıştır. Gerçek tamamen farklıdır. Başkan Carter, Kâbil’deki Sovyet yanlısı rejimin muhaliflerine gizli destek verilmesi talimatını 3 Temmuz 1979’da imzaladı. Ben de tam o tarihte Başkan’a, bu yardımın Sovyet askerî müdahalesine yol açacağını öngören bir not yolladım.”

Gazeteci soruyor: “Demek ki Sovyetlerin savaşa gireceğini bilerek onları tahrik ettiniz. Sovyetler ise, Amerikalıların gizli müdahalelerine karşı koymak amacıyla Afganistan’a girdiklerini ileri sürmüşler; kimse de onlara inanmamıştı. Haklı oldukları anlaşılıyor. Şimdi pişman değil misiniz?

Yanıt açıktır: “Rusların müdahale olasılığını artırmak için, bilerek bu adımı attık. Niye pişman olacağım? Bu gizli operasyon çok güzel bir fikirdi. Rusları Afgan tuzağına çekmiş olduk. Sovyetler sınırı geçtiği gün SSCB için de bir Vietnam savaşı yaratma fırsatımız doğmuştu; bu görüşümü Başkan Carter’a aktardım. Gerçekten de bu sayede Moskova, Sovyet imparatorluğunun dağılmasına yol açacak on yıllık bir savaşa sürüklenmiş oldu.” 

 Le Nouvel Observateur muhabiri soruyor: “Geleceğin teröristlerini silahlandırarak, eğiterek köktenci İslamı  desteklemiş olmaktan da pişman değil misiniz?”   

Brzezinski’nin perspektifleri çok sınırlıdır: “Dünya tarihinde hangisi daha önemlidir? Taliban mı? Sovyet imparatorluğunun çöküşü mü? Birkaç tedirgin Müslüman mı? Orta Avrupa’nın kurtarılması ve soğuk savaşın son bulması mı? Küresel bir İslam yoktur. Köktenci Suudi Arabistan, ılımlı Fas, Pakistan militarizmi, Batı yanlısı Mısır  veya Orta Asya laikliği… Bunların ortak özelliği nedir?”

Şimdi anladınız mı küresel cihatcıların ağa babası kimmiş? Siz istediğiniz kadar Afgan dağlarında çiçekler açar marşları söyleyin, sizin marşlarınızın yeri göğü inlettiği ülke var gücüyle ABD emperyalizmine yardım ve yataklık ediyor. Sahi Afgan dağlarında bir hayalin peşinden can veren gencecik insanların vebalini kim ödeyecek?

Ömür Çelikdönmez


Source link

Leave a Comment

×